JATO Dynamics Verilerine Göre Türkiye 2025’te Elektrikli Araç Satışında Küresel Büyüme Liginin Zirvesinde
JATO Dynamics’in 2025 verileri, Türkiye’nin elektrikli araç pazarının yüzde 45 büyüme oranıyla dünyada dördüncü sırada yer aldığını ve bölgesel dinamikleri nasıl etkilediğini gösteriyor.
Türkiye’nin Elektrikli Araç Hamlesi Global Arenada Dikkat Çekiyor
2025’te elektrikli araç (EV) satışları dünya genelinde ivme kazanırken, JATO Dynamics’in yayımladığı “Global Volumes Full Year 2025” raporu, Türkiye’yi de küresel büyüme liderleri arasında gösterdi. Yerel pazarın farklı dinamikleri, yüksek vergiler ve şarj altyapı eksikliklerine rağmen elde edilen bu performans, otomotiv sektöründe gözlemlenen dönüşümün somut bir işareti olarak değerlendiriliyor.
Yüzde 45 Büyüme ile Küresel Dördüncülük
JATO Dynamics verilerine göre, Türkiye’nin elektrikli araç satışları 2024’ye kıyasla %45 oranında artarak dünyada en hızlı büyüyen dördüncü pazar konumuna yükseldi. Bu performans, hem hükümet teşvikleri hem de tüketici talebindeki hızlı değişimle bağlantılı. Ancak, bu başarının altyapı ve düzenleyici yapıda hâlâ kat edilmesi gereken mesafeler olduğuna dair bir uyarı da barındırıyor.

"Yıllık büyüme oranı %45 ile dünyada dördüncülüğe yükseldi."
Yerel Pazarın Dinamikleri ve Vergi Yükü
Türkiye’de EV fiyatları, yüksek ÖTV ve KDV oranları nedeniyle pek çok Avrupa ülkesinin epey üzerinde seyrediyor. ÖTV dilimlerinin araç fiyatına göre %10’dan %60’a kadar çıkması, tüketicileri hibrit veya düşük motor hacimli modelleri tercih etmeye yönlendiriyor. Buna rağmen, 2023’te 64.515 adet BEV satıldığı rapor edilse de bazı kaynaklar bu rakamın detaylarını netleştiremiyor.

"2023’te Türkiye’de 64.515 adet BEV satıldı."
Hükümetin sıfır emisyonlu araç alımına yönelik vergi indirimleri, ÖTV muafiyeti ve yerli üretime yönelik destek paketleri, pazarın büyümesine katkı sağladı. Ancak, yüzde 6,7’lik pazar payı ile AB ortalamasının hafif gerisinde kalındığı gözleniyor.

"Türkiye’nin BEV satış oranı %6,7 ile AB ortalamasının gerisinde kaldı."
Şarj Altyapısının Gelişimi ve Bölgesel Fırsatlar
Elektrikli araç kullanımındaki artış, hızlı şarj istasyonu yatırımlarını da zorunlu kılıyor. Türkiye genelinde 2023’te yaklaşık 1.500’e yakın hızlı şarj noktası bulunuyor. Bu sayı, kilometre başına düşen istasyon oranı bakımından AB’nin gerisinde kalsa da, devlet ve özel sektör iş birliğiyle yeni noktalar tesis ediliyor.
- Şehir merkezlerinde yaygınlaşan AC ve DC şarj üniteleri
- Otoban ve ana güzergâhlarda planlanan hızlı şarj koridorları
- Yerli şarj ünitei üreticilerinin pazar payını artırma çabaları
Bu gelişmeler, elektrikli araç sahiplerinin menzil endişesini hafifletirken aynı zamanda yerli teknoloji üretiminin de önünü açıyor. Özellikle batarya geri dönüşümü ve yazılım hizmetlerinde yeni girişimler doğuyor.
Model Çeşitliliği ve Tüketici Tercihleri
Türkiye pazarında 2023’te kullanıcılar, daha çok kompakt crossover ve sedan sınıfı elektriklilere yöneldi. Yüksek vergilerin etkisiyle yerli üretim modelleri fiyat/performans dengesi nedeniyle öne çıktı. Ayrıca ikinci el pazarındaki talep de artış gösterdi; bu da yeni model teslim sürelerini kısaltmaya yardımcı oldu.
- Yerli üretim: Fiat Egea EV, Togg
- Avrupa’dan ithal: Renault Zoe, Volkswagen ID.3
- Premium segment: Tesla Model 3, BMW i4
Global tedarik zinciri sorunları ve navlun maliyetlerindeki artış, bazı ithal modellerin fiyat etiketine zam olarak yansıdı. Buna rağmen bayiler, kampanyalar ve uzun vadeli finansman seçenekleriyle talebi canlı tutmaya çalıştı.
Bölgesel Etkiler ve Gelecek Öngörüleri
Türkiye’nin kuzeyinde yer alan Balkan ülkeleri ve güneydeki Körfez pazarları, elektrikli araç dönüşümüne hızlı adapte oluyor. Türkiye’nin bu coğrafyaya ihracat rotasında EV teknolojisi hem lojistik avantaj hem de maliyet rekabeti sunuyor. Yerli üretim otomobil girişimleri ise bölgesel oyuncu olarak konumlanmayı hedefliyor.
2024’te pazarın %70-%80 oranında büyüme göstermesi bekleniyor, ancak bu tahminler altyapı yatırımlarının hızına ve vergi düzenlemelerinin tekrar gözden geçirilmesine bağlı. ÖTV muafiyetinin genişletilmesi ya da KDV indirimi gibi yeni adımlar, talebin ivmesini koruyabilir.
Elektrikli araçlarda kaydedilen %45’lik büyüme, Türkiye’nin otomotiv sektöründe dönüştürücü bir yıl geçirdiğini gösteriyor. Bu ivme, ancak kapsamlı bir ekosistem desteği ve bölgesel iş birlikleriyle sürdürülebilir kılınabilir.